photo of common kingfisher flying above river
Photo by Monique Laats on Pexels.com

Gelecek nasıl gelecek?

Bu günlerde herkesin kendine şu soruyu sorduğunu duyar gibiyim ; “Bizi nasıl bir gelecek bekliyor?”

Pandemi ile birlikte kaygı seviyemiz zaten artmıştı. Yapılan zamlar, mutasyonlar, piyasalar, tarımsal sıkıntılar, ekonomik koşullar, teknolojik tehlikeler, küresel ısınmanın ciddi boyuta varması hepsi bizde gelecek endişesi yarattı. Enflasyon oranlarının çok oynak ve yüksek grafiğe geçmesi ülkece fakirleşmemize sebebiyet verdi. Bir ben böyle düşünüyor olamam; Diğer ülkeler gelişirken biz geriye gidecek bir ülke olmamalıyız. Bu parasal düşüş çok acı gerçekten. En kötüsü paramızın kıymetini kazanması için bir şey yapılmaması. Gerçekten bu durum beni çok üzüyor. Gelecekten umutlu olmak isterken, alım gücümüzün düşecegini düşünmek düş kırıklığı oluyor.

Yoksa yine o büyük büyük ninelerimizin, dedelerimizin anlattığı yokluk günleri mi geliyor? Kötü düşünmek istemediğim için güzel günler gelsin diyorum lakin tarım sektörü de tehlike sinyalleri veriyor. Ben çok üzülüyorum tarıma ve tarım emekçilerine gereken önemin verilmemesine. 2050’de iklim krizi, kuraklık nedeniyle elma bile bulunmayacak deniliyor. Bu konuda uyanıp bir şeyler yapmamız lazım. Çünkü söz konusu bizim geleceğimiz. Çocuklarımız yokluk görsün istemiyorsak bir şeyler yapalım lütfen. Yerli üretimin ve yerli tüketimin bilincinde olalım. Bizim topraklarımız çok kıymetli, farkına varalım.

Teknoloji gelişirken, geçmiş gitmiş olan o kadar çok şey var ki… Her birimiz de bunlara şahit olmuşuzdur. Geçmişe özlemimiz bundandır belki de… Ben, çocuklarımızın büyüdüklerinde güzel , lezzetli, bereketli, çeşitli, renkli sofraları çok özleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü bir kaç yıl sonra suni et, sebze vs. kapsülleri, drajeleri ya da hapları piyasaya çıkacak. Beslenme kültürümüz de değişecek. Şimdiden takviye edici gıda ürünleri, vitamin hapları mevcut ama ileriki yıllarda direk o besinin kapsül formu çıkacakmış. Umarım renkli yeme içme kültürümüz yok olmaz. Gelecekte beslenme kadar besin ürünlerinin değişimi çok konuşulacak gibi duruyor. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.

Salgın hastalıklar çoğalacak mı ? sorusu da gelecek ile ilgili merak edilenlerden. Bence çevre kirliliğinin önüne geçilmediği takdirde artar. Bu konuda lütfen bilinçlenelim artık. Hassas ve duyarlı olalım. Çünkü bu dünya hepimizin. Aynı gökyüzü altında hepimiz yaşıyoruz. Güzel yaşamak hakkımızsa, gelecek nesillere güzel teslim etmek de en büyük sorumluluğumuz. Denizler duyarsız bireyler, hatta gruplar neticesinde aşırı derecede kirlendi ve müsilaj olarak kustu. Lütfen bu sinyalleri görmezden gelmeyelim. Gereken özeni gösterelim ve görev bilincinde olalım; Gerek çevreye , gerekse denizlere… Çevre kirliliği denize, deniz kirliliği tekrar çevreye dönüp çorak çöle dönmüş verimsiz topraklara sebep olur. Bu gibi kuraklıkların yaşanmaması için tüm hassasiyetimizle doğamızı korumaya dikkat edelim.

“Gelecek güzel gelecek” diyebilmemiz için üzerimize düşen ödevler var. Bunların başında denizlerimizi, doğamızı, besinlerimizi temiz tutmak geliyor. Bu dünya bizim ve başka dünya yok. Saygı ve sevgilerimle…

Duyarlı bir Anne 🙂